Kırıldığım yerde durdu zaman. Zaman öyle ki korkunç, ürkütücü bir pranga. Fotokopisi çekildi yalnızlığımın, ellerimde koca bir hayal kırıklığı. Bağırıyor fotoğraflarınız en yalan hallerinizi. Göz bebeklerime yansıyor gülüşünüzdeki küflü örtü . Sakladığınız en yalın haliniz dökülüyor bir bir kelimelerinize. En derinden vurdu beni bu delirmiş halleriniz.

Sevgi ile yaklaştığım her şey o kadar değişmiş ki yaklaşıyorum göremiyorum. Dokunuyorum hissetmiyorum. Çok yalnızım, gökyüzü, çok yalnız bıraktın. Geçmişim, inandıklarım, anlam yüklediklerim, sevdim zannettiklerim, bildiklerim, bilmediklerim, masada çay içtiklerim, ağladıklarım, güldüklerim. En derinden etkilendiklerim nasıl da zamanın derin kuyusunda kayboldular. Halbuki inancım vardı. Değişecekti her şey, sevgi her şeyi yenecekti, bütün fotoğraflar en saf haliyle kalacaktı nereden bilirdim bir kravat bir cekete hepsini heba edeceğinizi.

Ah zaman nasıl da umutluydum halbuki senden. Beni en çok da sen utandırdın . Zaman ne büyük öğretmen dediler, zaman her şeyi öğretir alıştırır dediler. Zamanla geçer dediler. Seni arkadaş ettiler ömrüne. Zamana bırak dediler. Sana bıraktım. Zaman sana teslim ettim her şeyi. Emanet ettim meraklarımı, sabrımı, umudumu. Sen zaman, en çok seni dost bildim .

Sen hızlı hızlı alıp giderken her şeyi unuturdun. Dağıttın geride kalanları. Sevmeyi unutturdun. O kadar koşarak gittin ki tozu dumana kattın. Sevgiler, aşklar, mevsimler, yağmurlar bir çırpıda kayboldu senin peşinde. Tokatın yalnızlık, çocukların güvensizlik oldu. Kimsenin kimseye bir parça anlayışı kalmadı, kimse kimseyi öyle güzel de sevmiyor. Kandırdın bizi. Senin sabrın yoldaşı bilirken sen en derin şarkılardaki isyan oldun. Ah zaman bunlar hep senin işin.

Zaman ayakkabılarımın bağcıklarını birbirine bağlattın, gelmek istemiyorum pesinden . Düşüp yaralanmak istiyorum. Değiştirdiğin düzene bir tokat atıp yok etmek istiyorum. Her tarafımızda gezen yalnızlık olan senin eserini bir çırpıda yok etmek istiyorum.

Bir gecede ne sevilmek istiyorum ne aşık olmak . Ben heyecandan kaburgaları çatlayan, o kaburgaların arasında cana can katan bir sevgili olmak istiyorum. Ben bir gecenin canı değil bir kalbin cananı olmak istiyorum. Ah be zaman değiştirme bu düzeni artık. Olduğun yerde dur . Biraz kulak ver bak sevgi senin hızına yetişemez oldu . Dinle beni dur durduğun yerde, otur şu masaya bırak zaman bizim ellerimiz sana gölge olsun.

Zaman, çek sandalyeyi otur hadi. Dağıttıklarını toplayamam elbet ama bir umut var kalbimde insanlık için. Sen beni dinle karanlığa misafir ol kaybol zaman. Sen giderken ardından su dökersem namerdim…