/

Haklıya Hakkını Vermek Gerek

97 views

Hep kadına şiddet konuları işleniyor medyada, kitaplarda. Çok nadirdir ki erkeğe şiddet konusu işlensin.Yeni okuduğum Sema Maraşlı’ nın son kitabı olan Huzur Bulalım Diye kitabında erkeğe şiddet konusuna yer verilmiş ve bu konu hakkında yaptığı gözlemlerini yazmış ve çok gariptir ki kendimi yokladığımda yazdığı şeylerde hiç de haksız olmadığını ve çoğunlukla kendisine hak verdiğimi gördüm. Hem kitaptan hem kendi gözlemlerimle sizlere de aktarmak istiyorum.

Haberlere hiç dikkat ettiniz mi bilmiyorum, şöyle bir konu var ki bir kadın kocası veya sevgilisi tarafından şiddet gördüğünde yada en kötüsü öldürüldüğünde manşetler kadına şiddet, yine bir kadın cinayeti şeklinde oluyor. Fakat bir erkek, karısı veya sevgilisi tarafından öldürülmüşse bu sefer manşetler aşk cinayeti olarak atılıyor. Kadınlara yapılan mağdur edebiyatı erkeklere yapılmıyor. Adı aşk cinayeti olunca masumane algılanıyor. Bir kanalın sabah kuşağı programında bir adama soru soruyorlar. Adam tam konuşacak, “yalan söylüyorsun” diye kadın adama bağırıyor. Adam kekeme bir de kekelemeye başlıyor. Sonra kadının yani sunucunun yaptığı çıkarım sen yalan söylediğin zaman kekeliyorsun oluyor. İyi de sen adamın konuşmasına zaten müsaade etmedin ve şiddet uyguladın. Bunlardan bahseden yok. Sonuç ne biliyor musunuz? Kadın haklı çıkıyor. Neden? Kadınlar haklıdır çünkü.

Evet erkekler fiziki özellik olarak kadınlardan üstün yaratılmışlar fakat cani yaratılmamışlar. Tabii herhangi bir ruhsal sorunu yoksa. Kadına şiddeti mazur görmüyorum, sadece her erkeğin bir olmadığını, yaradılışları itibari ile güçlü, sahiplenici olduklarını söylüyorum. Yapılan propaganda sayesinde evlilikler çatırdıyor ya da genç kızlar evlenmek istemiyor. Olay, evlenip koca baskısıyla yaşayamam olayına dönüyor. Bu sefer toplum yapısı bozuluyor.

Erkeğin şiddeti fizikidir fakat kadınların uyguladığı şiddet psikolojiktir. Dili ile saldırır ve bu daha tehlikelidir. Dil yarası diye şarkılar bile yapılmıştır. Ne kadınlar var adamı canından bezdiriyor. Evli ve çocukları varsa kadın çocukları babaya karşı bir güzel dolduruyor. Çocukların babaya saygısı kalmıyor. Saygısız çocukların kurduğu yuvalarda yine aynı şeyler. Döngü halinde devam ediyor. Ailede başlayan şiddet tüm topluma yayılıyor. Sonuç mutsuz, gelecekten umutsuz bireyler. Şiddetin her türlüsü çirkin. Kadına uygulanan, erkeğe uygulanan hiç bir farkı yok. Ayrıca şiddetin eğitimle alakası da yok. İnsanın ruh sağlığı bozuk olmaya görsün.

Feminizm oyunları ile yalnızlığı tercih etmeyelim hanımlar. Hayat yalnız bitmez insana. Unutmayalım ki her erkek bir değildir. Fıtratlarında koruyup kollamak, sahiplenmek vardır. Tıpkı bizim fıtratımızda sahiplenilmek, sevilmek olduğu gibi. Yürürken elinizi tutmadı diye sevgilinize kızmadınız mı hiç? İşte bu sahiplenilme, sevilme isteğidir. Bu arada kadın düşmanı değilim, ben de bir kadınım. Sadece haklıya hakkını verelim dedim.

Sevgi ile kalın…

Bir ilk bahar sabahı güneşle uyandın mı hiç? Evet ben uyandım hem de dünyaya ilk uyanışımı bir ilk bahar sabahı olan 22 Mart ta gercekleştirdim. Annem hep kahvaltıya geldigimi söyler. Bu yüzden olsa gerek kahvaltıların ayrı bir önemi var benim için. Buarada evde doğmuşum yani evimiz benim doğup büyüdüğüm evdir aynı zamanda. Lise çağına geldiğimde yatılı okula gideceğim diye tutturdum ve gittim sonra üniversite derken çalışma hayatı yani doğduğum eve sadece tatillerde gider oldum. Kimyagerim bir kozmetik firmasında kalite yönetim temsilciliği yapmaktayım. Gün gelir devlet bizi de atar diye beklemekteyim ve artık burdayım da...

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.