Şeytan da biziz cin de, ne şeytan ne melek var;
dünya dönecek cennete insanla inandım.

Tevfik Fikret

Kabul eden olur etmeyen olur lakin hakikat asla değişmez hep aynı kalır. Savaşı Allah yaratmadı bizler yarattık . Yaratmak Allah’a mahsustur bizler bunu düşüncelerimizle yaptık. Planlar, projeler,kurgular ve karanlıklar hep bizim eserimizdir. Oysa barışı Allah yarattı biz barışa savaş açtık. Dünya serabına daldık ardından serap imparatorluklar kurmak için savaşlar çıkardık. ‘Anne karnında ki çocuk saltanatımıza  zarar verebilir’ düşüncesi ile dipdiri canlara bizler kıydık. İlk insan düştü düşeli dünyaya:Dünya, Azrail(a.s)’ın ,  ilk toprağı aldığı an kadar temiz değil.Topraklar ve bizim toprağımız. Hani şu içinde sevgiler  ve çiçekler büyüttüğümüz kalbimiz var ya  toprakken etleşmiş olup verimsiz meyveler  büyüten kalbimiz, çok kirlettik onu. Melekte Şeytanda bizdik ama asla kabullenmedik.  Hep kusursuzluğun daha çok yeme içmenin , toprak kazanmanın , ebediyen yaşamalıyım sadece ben yaşamalıyım düşüncesi ve  zihnimizde ki harmanlar ile  yarınlara baktık. Yarınlara şeytanlar ve melekler bıraktık. Hiç kimsenin eli ve düşünceleri temiz değil. Kir tutmuş bir uçurtmanın pas tutmuş iplerini gökyüzüne uçuramayız. Bir hayal bu! Tevrat’la geldi barış. Olmaz  (!) dedik. Ve Allah’ın var ettiğini çizdik parçaladık ardından kendi nefsimizle yazdık, çizdik ve  dürdük o kitabı ilahlaştırdık. Nurdan melekler geldi İncil’i narince, zarifçe ve barışça bırakıp , usulca gittiler sonsuzluğa. Aldık elimize  o İncil’i bu bize engel değiştir. Hayır buda olmaz (!)  lal olsaydık ama o gün  sesimiz asumanlar da yankılandı; şu da bize engel değiştir!  Bu saltanatımıza küfürdür değiştir. Değiştire değiştire bakilikten bihaber olduk  faniliğe bürünüp insanlıktan dur olduk. Dünyayı cennet bahçesine de cehennem zakkumuna da çevirecek olan bizlerdik, bile bile aldanmayı seçtik ve cehenneme çevirdik .Neler yapmışız ! Yarına kalma telaşı ile nice yarınları bu gün idam etmişiz. Burası dünya oysa ekip gidecektik. Kalbimizde her ne varsa yeşermeye durmuş bizi bekler sırat da. İnsanoğlu olarak doğduk ama insan olamadık. İnsan hariç her şey olduk. Put olduk. Savaşların kanlı önderi olduk. Nefsimizin kölesi olduk. Vicdansızlığın eseri olduk. Asla özgür olamadık. Barışı biz öldürdük. Hep  dipdiri karşımızda durup önümüz de yürüyenlere baktık. Oysa ölüler de konuşur . Onları anlamak için ölmek lazım değildir.

Kanuni Sultan Süleyman’ın Vasiyeti

 Ölümün eşiğinde, olan cihan padişahı  kanuni Sultan Süleyman komutanlarını çağırıp son üç arzusunu iletmiş.

1. Tabutum dönemin en iyi doktorlarınca taşınmalı.
2. Elde ettiğim tüm zenginliğim [altın, gümüş ve değerli taşlar] yol boyunca tabutum mezara gelene kadar serpiştirilmeli.
3.Ellerim, herkesin görebileceği şekilde tabutun dışına sarkmalı.

Komutanlardan biri, bu isteklere anlam veremeden şaşkın şaşkın, nedenini sormuş.  Kanuni Sultan Süleyman açıklamış:

1.Tabutumu en ünlü doktorların taşımasını şu nedenle istiyorum

Herkes bilsin ki, Doktorlar ne kadar iyi olursa olsun, onlar bile ölümün karşısında çaresizdir.

2.Yerlere serpeceğiniz değerlerim de gösterecektir ki: Bu dünyada elde ettiğimiz zenginlik, bu dünyada kalır.

3.Ellerim tabutun dışında kalsın ki, herkes bilsin: Bizim için en değerli şey olan zamanımız tükenince, boş ellerle doğduğumuz gibi, boş ellerle de gideriz. Ölülerde konuşurdu biz onları da duyamadık.

Ne olur artık duyalım! Bozmadan  ve yıkmadan  Kur’anı Kerim’i duyalım.

”Ey iman edenler! Hepiniz barış ve selamete girin de şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o sizin aranızı açan belli bir düşmandır.Eğer onlar barıştan yana olurlarsa, sen de barıştan yana ol! Ve Allah’a güven. Çünkü işiten ve bilen O’dur. (Bakara suresi  208)

Harfler nura büründürüldü kalplere barış üflendi. Daha da geç olmadan  o nuru ruhumuzda hissetmemiz gerekiyor; insanlık için yarınlar için barışların ellerini tutmalıyız. Silahları  ve kana susamışlığımızı gömmeliyiz  yerin dibine. İnsanlığımızı hatırlayıp  barış ile  meydan okumalıyız tüm savaşlara. Bu dünyaya, biz yaratıldıktan sonra şekil verdik; astık ,kestik,biçtik ve siyah renge boyadık ilahi nağmeleri kalbimiz ile tersleyerek. Kibir ve  enaniyet kokulu sözlerimizden ve gösterişlerimizden sıyrılıp. Hem dünya namına hem sonsuzluk namına bir adım atalım. Evet faniyiz  lakin fani olan tendir, can değil. Her ne yaparsak can ile şevk ile yapalım. Dünyayı biz öldürüyoruz biz kurtarmalıyız! Dünyayı çocuklara ,gökyüzünü martılara ve kundakta ki çocukları anne kucağına bırakalım. Daha fazla kirlenmeden ve kirletmeden nefesimizi verelim. Semalardan seyre dalalım çocukları, kuşları , uçurtmaları ve barışı. Her çocuk özeldir. Bu şuur ve düşünceyi onlara ihlasla ve uhuvvetle perçinleyelim.

Perçinleyelim ki :Demiri demirle dövdüler; biri sıcak biri soğuktu. İnsanı insanla kırdılar; biri aç biri toktu. Bir daha geleceğin Necip Fazılları bu şiirleri yazmasınlar. 

 Kan şiddeti besler, şiddet kani; bu düşmanlık
kan ateşidir, sönmeyecek kanla, inandım.  ‘
Tevfik Fikret’

Her şeye  rağmen

Karanlıklar sönecek, yanacak hakkın ışığı
patlayan bir volkan gibi bir anda, inandım.  ‘T
evfik Fikret ‘

Saygılarımla.

Esen kalın.