Merhaba sevgili okurlar,

Nobel Ödüllü yazarlar konulu makalemizde sizlere Rabindranath Tagore’yi ve en önemli eseri olan Gitanjali hakkında kısa bir bilgi vermek istiyoruz. 1913 yılında Nobel Edebiyat Ödülü almış olan Tagore Hint asıllı bir şair, yazar ve ressamdır. Tüm bu sanatçı niteliklerinin yanında bilge bir aileden gelmesi de ona ve onun narin eserlerine ayrı bir güzellik katmasına sebep olmuş.

Tagore Neden Nobel Ödülüne Layık Görüldü?

Sorulması gereken en güzel sorulardan biri de bu olsa gerek. Zira Tagore Hindistanlı şair ve yazarlar tarafından kullandığı üslup ve edebi düzeni bozmak gibi bir davranışla eserler vermiş ve Hintli köklü yazarlar tarafından alay konusu olmuştu.

Bu cümlelerden Tagore’nin neden Nobel Barış Ödülü aldığını tahmin edersiniz. Sıra dışılık ve aldığı yoğun tepkiler aslında Tagore’nin doğru yolda olduğunun birer işareti idi. Tagore geleneksel şiir anlayışında kullanılan düzenin dışına çıkarak farklı daha basit ve anlaşılır bir üslup kullanırken, üslubu eleştiren yazarlar ve şairler onun kendileri gibi anlaşılmaz olmasını istiyorlardı.

Ödüle layık görülen Gitanjali ( ilahiler) adlı eseri sıradan bir okuyucuya hiçbir şey ifade etmez.

“Engeller çok sarp,

Onları kırmaya çabalarken yüreğim sızlıyor,

Özgürlük tek arzumdur, onu istemekten utanıyorum…

Beni saran örtü toz ve ölüm örtüsüdür,

Ondan nefret ediyorum ama yine de ona aşkla sarılıyorum.

Borçlarım çok, başarısızlıklarım büyük,

Utancım gizli ve ağır…”

R.Tagore

Yukarıdaki kısa dizeler çok sıradan görünebilirler. Oysa bu dizelerin altında yatan derin bir bilgelik var.

Gelin bu derin bilgeliği ortaya çıkaralım: Bir insan neden özgürlüğü istediği için utanır? Bu sorunun cevabını bulmak için zihninizi değil kalbinizi yormalısınız. Bir insan özgürlüğü istemek için utanıyorsa o insan zaten verilmiş bir hakkı kendi elleriyle heba edip pişmanlık duymaya başlamış ve aynı şeyi bir daha istemeye yüzü kalmamış demektir. Bazen insan kendi özgürlüğünü hiç olmadık şeyler için feda edebilmekte… Utanç; zaten sahip olunan bir değeri bilerek ve isteyerek değersiz şeylere kurban etmenin verdiği bir pişmanlık acısıdır ve büyük usta işte bu acıyı dile getiriyor…

Neyse ki Nobel ödülünü verenler de çok duyarlı imişler. Dahası Bengalce yazılmış bir şiiri İngilizce filtresinden geçirmek bile değerinden pek bir şey kaybettirmemiş. Hatta İngilizceden başka dillere çevirmek de aynı etkiyi yaratıyor.