Bu yazıya kendisini mutsuz hisseden ve arama motoruna “nasıl mutlu olurum” diye yazanların ulaşabilmesini istiyorum. Sinir bozucu derecede mutlu olduğum zamanları hatırlıyorum. Ağacın yeşili, ılık bir rüzgarın tenimde yarattığı haz, sanki başka türlüsü benim kültürümde ve aile yapımda mümkünmüş gibi okula gidiyor olmak, her şey ama her şey eskiden beni mutlu ederdi. İdeallerim vardı. Ulaşmak istediğim hedefler vardı. Sonra hepsi birer hayalet olmaya başladılar gözümün önünde. Adım adım çıkmazlara ve mutsuzluğun ayrıntılarına doğru yol almaya başladım. Hiçbir şeye olumlu yanından bakamadığımı anladığım ve Mehmet Pişkin’in videolarını izlemeye başladığım anda depresyonla tanıştığımı fark ettim.

Ben bir psikolog veya psikiyatrist değilim. Bu yazıyı okuyan arkadaşım, sadece sana yardım etmek istiyorum. Bu senin başına adım adım sinsice ilerleyen olaylar silsilesinden ve kendini hiç hissettirmeden, sen kendini hep güçlü olarak görürken de gelmiş olabilir , travmatik bazı olaylar yaşamış ve bunun sonucunda da bir çöküntü yaşamış olabilirsin. Sebebi her ne olursa olsun, kendini to-par-la-ma-lı-sın.

Hayatta kendine yeni gayeler edin. Çık korkusuzca kilometrelerce yürü. Delice bir şeyler yap. Yağmurda ıslan. Aptal şeylerden eğlen. Gül. Çok gül. Kahkaha at. Hayata yeniden başla. Seni mutsuz eden şeyleri unut. Kafandan çıkar. Sadece kendini düşün. Sadece yaşamayı düşün. Cep telefonunu bir kenara bırak ve nerede olduğunu unut (gerekirse sevdiklerine önceden bunu yapacağını söylemeyi ihmal etme). Derin nefes al. Ağaçları, çiçekleri, sevdiğin hayvanları seyret. Ben salyangoz severim mesela. Salyangozları izlemek bana huzur veriyor. Sonra sevdiklerini, yakınlarını düşün. Bu dünyadaki iyi insanları düşün. Senin yardım edebileceğin, sayende mutlu olabilecek insanları düşün. Fark yaratabileceğini fark et. Ufacık da olsa fark yaratabilirsin unutma. Fark et. Fark yarat.