Merhaba sevgili okurlar.

Bu yazımızda sizlere insanların aile çevre ve toplumları ile olan ilişkilerinde kullandıkları maskelerden bahsetmek istiyorum. Bu maskeler insanı olduğundan farklı göstermeye yarıyor. Öyle ki ; bu maskeleri gece gündüz takan milyonlarca insan var ve bu maskelerle o kadar haşır neşir olmuşlardır ki onları çıkarmaya güçleri olmuyor.

İnsanlar neden maske takar?

Çünkü hiç kimse olduğu haliyle kabul görmez. Doğallık modern dünyada çok az rastlanan bir erdem haline geldi. Tüm varlığı ile doğal olmayı seçen bir insan tüm toplumlardan aforoz edilir adeta…

“Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar!” diyen atalarımız tam da bu noktaya parmak basmışlardır.

İnsanlar kendileri dışındaki tüm insanlara karşı kendilerini savunmak ve tehlikelerden korumak için maske takarlar. Kendi iç dünyalarını başkaları ile paylaşmaktan korkarlar. Çünkü zamanın ne getireceği bilinmez ve bu gün dost olduklarınız yarın çetin düşmanlarınız haline gelebilir. Bu nedenle sır üstüne sırlar saklamaya ve içeride biriktirmeye devam edersiniz. Bu durum sizi kendi iç dünyanızdan yavaş yavaş koparmaya başlar. Farklı görünmek adına takındığınız maskeler bir süre sonra sizin gerçek yüzünüz olmaya başlar. İşte o zaman siz bölünmüş olursunuz. İçen gülmeniz gereken yerde gülemezsiniz, ağlamanız gereken yerde ağlayamazsınız. Mekanizmanız bozulur.

Ünlü filozof düşünür ve mistik Osho’nun bir hikayesini paylaşmak istiyorum:

Amerika’da beyaz sarayda görevli bir memur olan John  tatilde jetsky ile denizde son sürat ilerlerken “Hayır! Hayır efendim! Hayır! Hayır Efendim! Diye bağırmaya avazı çıktığı kadar bağırmaya başlayınca meraklılardan biri sorar. Bu adam deli mi? Neden sürekli olarak hayır diye bağırıyor?

Onu tanıyan bir başkası gülmüş bu soruya. “Bu adam deli filan değil. Tüm gün sarayda binlerce kez “Evet! Evet Efendim! Evet! Evet! Efendim!” diyor. Görevi bu. Hoşuna gitsin veya gitmesin her denilene evet demek zorunda. Şimdi ise o tatilde ve özgürce hayır diyebiliyor.” demiş.