Hissetmediğin şeyleri yapma zorunluluğu “olgunluk” tanımımdır benim. Zıttını yapanlar ise çocuksu, bazen de bencil olarak adlandırılır olgun insanlar tarafından. Aslında bu büyük bir lükstür. Kıskanılası bir şeydir çocuksuluk. Ve o olgunlar öylesine kıskanırlar ki çocuksu kişileri ve hayat öyle acımasızca olgun yapar ki o bireyleri, çocuksuluğu hayal dahi edemezler. İşte bu yüzden üzülür, bir köşeye sıkışıverirler. Hareket edebileceği alan fazlasıyla dardır ve genişletebileceğini unutmuştur. Saldırganlaşır ve hırçınlaşır. Sinirlidir bilhassa üzgün. Kaçış noktası yoktur. Dolayısıyla karakter edinir. Başka seçeneği olmadığından değil, göremediğinden.

Unutur farkındalığı; sadece fatura öder, yemek yer ve uyur. “Oyun” kelimesi yalnızca hala taksidir ödenen akıllı telefonlarındadır. Bilmezler ki henüz taksitleri bitmeden telefonunun değil(!) yazılımın bozulacağını. Evet duydunuz, benim de kısmen tasavvur edebildiğim lakin isimlendiremediğim bir durumdan bahsediyorum. “Zeplin” youtube kanalından Sezer İltekin sayesinde kafamda daha da netleştirebildiğim “kasıtlı eskitme” terimi hayatımızın her bir parçasında açık ve net olarak görülüyor. En çok dikkatimi çeken ise bu durumun “psikolojik” noktası oldu. Yeni sürüm telefonlar ve versiyonları sayesinde kasıtlı eskitme psikolojik boyutlara geçiyor ve telefon yahut araç/gereç henüz eskimeden yenisini alma çabası içine giriveriyor birey. Genelde elektronik eşya üzerinden düşünülse dahi, insanoğlunun kendisi de “kasıtlı eskitilen” bir metabolizma.

Anatomik ve fizyolojik açıdan bakıldığında hepimizin birer son kullanma tarihi mevcut. Garanti süremiz olmadığı için de şanslıyız aslında. Aksi taktirde ömrümüz de ön görülebilir bir vaziyet haline gelirdi maazallah. (Zippo’yu tenzih ederim) Dolayısıyla tıpkı telefona indirilen/yüklenen yeni programlar gibi bizler de vücudumuza kimyasal maddeler aldıkça son kullanma tarihimizi geriye çekiyoruz. Aynı bile kalsa ilerleyen zamanlardaki teklemeler kaçınılmaz olacaktır. Ve tabii ki bunun psikolojik boyutunu da unutmamak lazım. Yaşlanmak ve aynaya bakıldığında hissettiğimiz görünüme sahip olamamak da “kasıtlı eskitme”nin yüce yaratan tarafından bize sunulan psikolojik koludur.

 

noglassestop

 

Klasikleşmiş taktik, bir ileri bir geri yöntemini uygulayıp yazımıza son verelim artık. Olgunlaşan birey/olgunlaşmaya zorlanan ve artık bunu karakteri sanan malum/mazlum şahıs “kasıtlı yaşlanma”dan nasibini aldığı yıllarda döner ve kendisine bakar. Ardından gözleri nemli, bilgisayarın karşısına geçer ve şunları yazar:

“90 yaşındaki kadından 20 hayat tavsiyesi :

1) İnsanların sizin için ne düşündüğünü umursamayın…”