Hayatımızı hep zıtlıklar ile doldurmuşuz, öyle ki gezegenimizin güneş etrafındaki hareketi sonucunda oluşan mevsimleri bile güzel-çirkin, iyi-kötü, sıcak-soğuk vb. şekilde ayırmışız.

Farklı olan her şeyin ilgi çekici olmasının yanı sıra biraz da tereddüt, ön yargı içerir. Mevsimlere olan yaklaşımız biraz böyle gibidir. Mevsimler gibi yer yıl bu döngüyü hissedip, hep havaya ilişkin, mevsime ilişkin yorumlar yapmışızdır. En basitinden telefon görüşmesinde – orada hava nasıl? sorusunu hep sormuşuzdur.

Sonbahar geldiğinde, havaların hafiften serinlemesi, sararmış ağaç yapraklarının rüzgar ile uçuşması, yürürken yapraklardan kulağımıza gelen sesler, gökyüzünde gruplar halinde göç yoluna çıkmış kuşlar… Hepsi sonbaharın vazgeçilmezi olduğu gibi, ruhumuza karışık duygular katar. Kimi zaman hüzün, kimi zaman romantik anların heyecanı…

Sanırım çoğumuzun zihninde,  istenmeyen mevsim ilan edilmiştir, Kış.

Sert rüzgar, bütün bedenimizi sarsmış; ellerimiz, yanaklarımız ve özellikle kulaklarımız keskin soğukta artık hissizleşmişse, içimizden hiç iyi şeyler geçmez Kış için.

Kışı belkide en çok bir yaz günü, sıcaktan bunalıp kan ter içinde kaldığımız zaman ararız. Oysaki her kış geldiğinde pencereden kar yağdığını görünce, kendimizi sokağa atıp, yaşımız kaç olursa olsun o an çocuk oluruz. Akşam vakti, sobada kestane pişirmek en özel zamandır. Hele ki sobanın üstüne bir demlik çay konulmuşsa, çaydanlıktan çıkan buharın sesi, tüm günün yorgunluğunu alır.

Kış artık geride kalmaya başladığında, ilkbaharın ilk habercisi meyve ağaçlarının çiçek açması ve kuş sesleri…bahar-serce

İlkbahar gelmiştir, ancak yetmez bu daha hızlı gelmeli, her yer yemyeşil olmalı, mis gibi çiçek kokmalı…

Bütün doğa uykudan uyanır, büyük bir hareketlilik başlar. İnsanlardan uykudan uyanmışcasına, daha canlı daha hareketli bir ruh haline girerler. Doğa ile yarışırcasına…

Belki yazın gelmesini bile istemeyiz zaman zaman.

Ve yaz gelir…

Çocukluktan başlamıştır yaza olan ilk sevgimiz. Yaz denince, okulların tatil olması ve uzun bir tatilin başlaması…

Güneş, içimizi ısıtmalı. Gündüzler uzamış olsa da yetmez artık.

Sıcaktan şikayet eder, kış ne güzeldi dediğimiz olsa da, kalbimizde ve beynimizde yaz hiç bitmesin isteği vardır.

Uzun günler, ve koskoca yaz mevsimi her yıl olduğu gibi yerini usulca sonbahara bırakır. Biraz kabullenmekte güçlük çekeriz. Yazlıklar ile dolanırız etrafta.

Her mevsimin zor şartları olsa da, güzel yanlarını her yıl sabırsızlıkla bekleriz. Bir mevsimden şikayetçi oluruz, sonra onu özleriz. Mevsimler gibi sürüp gider, bizlerin  heyecanlı, sitemli bekleyişi ve şikayetleri.

Yazın son günlerini iyi geçirmeniz dileğiyle…