Bir tarafta ölümcül forehandleri ile Roger Federer, diğer tarafta  mücadelesi ve hırsıyla bir fenomen; Rafael Nadal. Tarihin gördüğü en büyük rekabetlerden biri, ilk olarak 2012 Avustralya Açık twitter hesabının ortaya çıkardığı ve Federer ile Nadal’ın isimlerinde türetilen başlığı ile Fedal…

Eğer koyu bir İspanyol ya da İsviçre milliyetçisi değilseniz, bir tenis sever olarak bu mücadelenin sonunda karmaşık duygular içinde olmanız kaçınılmaz. Mutlaka birine sempati duyuyorsunuzdur ancak bazen diğerine duyduğunuz saygı, sempatinin önüne geçer ve kazanana sevinsem mi, kaybedene üzülsem mi diye düşünürsünüz.

İki raket, ilk kez 2004 Miami Masters serisinin 3. turunda karşı karşıya geldiğinde Nadal 18, Federer ise 23 yaşındaydı. O zamanlar da kariyerinin zirvesinde olan ekselansları Roger Federer, kariyeri boyunca başına bela olacak genç adamın ilk tokadını orada yedi. Korttan 2-0 (6-3/6-3) galip ayrılan Nadal, kendisinden beklenenlerin çok üstüne çıkacağının ilk sinyallerini veriyordu.

Bundan tam 1 sene sonra 2005 Miami Masters serisinde bu kez finalde karşılaşan ikilinin, ne kadar epik mücadeleler vereceği bu maç ile belli olmaya başladı. 2 kez tie-break setine kalan maçı, 2-0 geriden gelen Federer 3-2 (2-6 / 6-7(4) / 7-6(5) / 6-3 / 6-1) kazanarak Nadal’a karşı durumu 1-1’e getirdi.

2008 senesinde geldiğimizde ikili bir çok final ve yarı final mücadelesi oynamış ve artık rekabetin boyutu oldukça büyümüştü. Tam 5 yıldır wimbledon’da şampiyonluğu kimseye bırakmayan Federer, iki yıldır da finalde Nadal’ı saf dışı bırakıyordu.

Final klasik bir Wimbledon maçı olarak yağmur sebebiyle 1 saat geç başladı ve adeta bitmeyen bir resitale dönüştü.  Birçoklarına göre tenis tarihinin en iyi maçı olan mücadele tam 4 saat 48 dakika sürdü. Geri çizgide Federer’e büyük üstünlük kuran Nadal setlerde 2-0 öne geçti. Ama tabii ki kimse Federer’in bu kadar kolay pes edeceğini düşünmüyordu. Ekselansları ayağa kalktı ve üst üste iki tie-break ile durumu 2-2’ye getirdi. Final seti ise bir tenis maçında, hatta bir spor müsabakasında insanların hissedebileceği tüm duyguları izleyenlere hissettirdi. Mücadele o kadar uzun ve o kadar çetin geçmişti ki, maç bittiğinde merkez kortun baseline bölgelerinde çim kalmamış, adeta kort yarısı çim, yarısı toprak bir hal almıştı.

9-7… Final setini kazananı; Rafael Nadal. Roger Federer 2002 yılında Mario Ancic’e kaybettiğinden beri ilk kez wimbledon’da kaybediyordu. Nadal 5 saate yakın süren belki tarihin en muazzam, en epik finalini kazanmış, Roger Federer’in 6 yıl üst üste Wimbledon’ı kazanan tek isim olma rekorunu engellemişti.

Kupa seremonisi sırasında Nadal’ın ağzından dökülen kelimeler, tenisin neden diğer sporlardan, iki efsanenin neden diğer sporculardan farklı olduğuna cevaptı.   “Tarihin en iyi tenis oyuncusuna karşı mücadele ettim, o burada beş kez kazandı, bense sadece bir, ona saygım sonsuza dek sürecek.

2017 yılına başlarken Roger Federer 36 yaşına gelmiş, son şampiyonluğunu 2012’de Wimbledon’da almıştı. Nadal ise son yıllarda ciddi sırt sakatlıklarıyla boğuşuyor ve kimilerince tenis hayatının sonuna geliyordu. Ancak tabii ki bu ezeli rekabet böyle bitemezdi. Sporun ve tenisin nesillerce anlatılacak hikayelere ihtiyacı vardı ve bu hikayeyi yazacaksa Fedal yazacaktı.

Yılın ilk Grand Slam finalini ve sırada ki en önemli mücadele Miami Finalini oynayarak herkesin ağzında çok güzel tatlar bıraktılar ve bırakmaya devam ediyorlar. Sayıların aslında hiç önemli olmadığı bu mücadelede bizler bugüne değin bu ikiliyi tam 34 kez izledik. Nadal 22, Federer 12 galibiyet aldı.

Sonunu Federer’in 2017 Avustralya Açık finalinin seremonisinde kurduğu cümle ile bitirelim; “Tenis zor bir spor. Beraberlik yok ama bu gece beraberlik olsa Nadal ile berabere kalmayı kabul ederdim.”

Unutulmaz 2008 finalinin tamamı: https://www.youtube.com/watch?v=62im60fSPKk

 

Aus Open finalinden bir ralli: