Bebeğimi emzirmek için ilk kucağıma aldığımda içim heyecan ile doluydu. Doğum öncesi katıldığım kurslarda öğretildiği üzere birkaç tutuş şeklinden kendim için en uygun olanı tercih edip onu o anda karar verdiğim sağ mememe doğru tuttum. Dora hemen ağzını açıp aranmaya başladı. Hayatım boyunca unutamayacağım o an şimdi bile gözümü kapattığımda gözümün önüne geliyor. Yeni doğmuş, minicik bir bebek ve daha önce hiç emziren anne dahi görmemiş tecrübesiz ben bir aradaydık. Karnımdayken otomatik olarak benden beslenen bebeğim dışarıdayken yeniden annesini bulmuştu ve onun kokusunu alarak daha çok az gören gözlerine bile ihtiyacı olmadan, başını sağa sola hızlıca çevirerek bir radar misali memesini buldu, emmeye başladı.

Anne olmadan önce anne olmanın zorluklarını tahmin edebildiğimi zannediyordum. Geceleri uyanıp bebeği pışpışlamak, gazını çıkartmak, altını değiştirmek, uykusuz kalmak düşününce zor olmalıydı ama doğrusu bunun gerçekten ne kadar zor olduğunu yaşayınca anladım. İki üç saatte bir kalkıp emzirmek, altını değiştirmek, gazını çıkartmak bir süre sonra dayanılmaz bir yorgunluğa sebep oldu. Ben ki uykuya çok düşkünlüğü olmayan bir insanım; eşime bazı geceler Dora’yı teslim edip sadece emzirmem için getirmesini istiyordum. Sabah olmasını heyecanla bekleyip anneme gidip bir süre sonra anneme “anne n’olur biraz bak uyumaya çok ihtiyacım var” diyordum. Kimi zamanlar, geceleri kısa zaman sonra yeniden uyanacağını düşünerek uyuyamıyordum bile. Kendi kendime bir sonraki emzirmeden sonra uyurum, nasıl olsa az kaldı diyordum.

İlk üç aydan sonra hem ben duruma alışmaya başladım, hem de Dora daha uzun uyur oldu. Hatta beşinci ayda gecede sadece bir defa acıktığı için uyandığı 7-8 saat uyuduğu zamanlar oldu (güzel bir uyku rutini ve eğitimiyle). Ben alışkanlıktan uyanıyordum ne yazık ki. Sütümü azalmaması için pompayla sağıp gece yarısı onu kontrol etmeye yatağına gidiyordum. Duygularım karışıktı. Neden uyanmıyordu, artık büyüyordu, aferindi ona, uyumayı öğrenmişti.

Dora ilk altı ay sadece anne sütü aldı. Bunu sağlayabilmek için gerçekten çok uğraştım. Sütümü arttırmak için çok çabaladım. Sonra meyve, ardından sebze pürelerine başladı. Şimdi ise dokuz aya yaklaşırken artık bizimle beraber kahvaltı ediyor. Büyük büyük lokmaları damağıyla eziyor. Suyunu, meyve suyunu biberonla değil bardakla veriyoruz. Geceleri hala emziriyorum ama gündüz emzirmelerini artık bıraktım ve gece emzirmelerini de bırakmak için diş çıkarma döneminin geçmesini bekliyorum. Sütümü kademeli olarak azalttım ama emzirmeyi bırakmak çok zor geliyor. Onunla olan bağımın kesilmesi hissi var içimde. Biraz daha emsin, biraz daha emsin diye düşünüyorum hep. Bu bana büyük tatmin veriyor.

Düşündüm; beni annem neredeyse hiç emzirmemiş, ben bir buçuk aylıkken hasta olmuş sütü kesilmiş ve çalıştığı için zaten biberonla beslenmem gerekiyormuş. Eşim ise annesi ev hanımı olmasına rağmen 9 ay emmiş. Şimdiki durumlarımıza bakıyorum ikimiz de fazla hasta olmayan kuvvetli bünyelere sahip insanlarız. Anne sütü almamak bizi hiç olumsuz etkilememiş. Emen ve emmeyen bebeklerin gelişimlerine baktığımda anlamlı bir fark görmüyorum. Zeka gelişimi vb. konularda da önümdeki örnekler farklı değil. Sonuç olarak, doktorlar tarafından 2 yıl anne sütü önerilse de ben bunu 9-10 ayla sınırlandırmayı kendim için uygun buldum.

Anneler birbirlerinden çok şey öğreniyorlar. Sorusu olanlara memnuniyetle cevap vermek isterim. Biliyorum emzirmeyi bırakmak çok zor ama doğru zaman geldiğinde kalplerimiz acısa da bunu yapmak durumundayız. Sevgilerimle.