Eskiden ekmek aslanın ağzında derlerdi, artık midesinde. Aslında kuyruğuna doğru yol aldı, bazı üç kağıtçılar kuyruğu kesip alıyor. Bazen de kuyruk yerine kalın bağırsaklara doğru yolabiliyor onu da almaya çalışırken “b.k yoluna” gidebiliyor insan.

Şimdi durum biraz daha değişti. Aslan güçlü bir hayvandı ve bu örneklendirme güzeldi. Son iş görüşmemdeki konuşma ve benzetme beni farklı diyarlara götürdü. Kırım’a ya da Kongo’ya mesela…

Figure-04

Diyalog tam olarak şöyle gerçekleşti:

Ben: Aradığınız elemandan beklentileriniz tam olarak nedir?

İş V eren: 3 şey istiyoruz: Kene, kene, kene

B: Anlayamadım?

İV: Anlamayacak bir şey yok. Kene nedir ne yapar bildin mi sen onu?

B: Evet biliyorum da konu ile bağlantısını kuramadım.

İV: Kuracaksın gardaş. Kene gibi olacaksın, tuttuğunu bırakmayacaksın.

B: Hmm… Peki o zaman. Tekrar haberleşmek üzere, hoşça kalın.

(İV kısaltması “intra venöz” yani damar içi anlamına da gelmektedir)

Kan emmeyi es geçtiğine göre bu örneği yengeç, akrep, ağaca sarılan koala ya da ne bileyim deniz anası olarak bile değiştirmemiz mümkün sanırım.

Demek ki neymiş, artık iş veren çalışanının kanını kene gibi emmiyor. O da ilk verdiğim örnekteki gibi değişerek, günümüzde iş veren çalışanının kene olmasını istiyor, başkalarının kanını emsin diye. Ee dişi kenenin üzerindeki kitin tabasının az olduğunu da düşünürsek (erkek kenenin vücudu tamamen kitin ile kaplı bu sebeple kan emdiğinde pek fazla şişemiyor) kan emerek normal boyutunun 80 katına ulaşabilen bu dişi keneler, bayan eleman önceliğini de gayet net açıklayabiliyor o halde.

ekmek_aslanin_agzinda_1245085