1.Dünya Savaşı’nın ardından Karadeniz’den zorla göç ettirilen rumların yaşadıklarını bir nebze olsun hissettiren, yönetmen koltuğunda Yeşim Ustaoğlu’nun oturduğu nadide eser. Film, Yorgo Andreadis’in “Tamama” adlı otobiyografik çalışmasından esinlenilerek yapılmış. Filmin baş kahramanı olan Ayşe, Rum bir ailenin kızıdır. Özellikle Ayşe’yi oynayan hanım nine o kadar gerçekçi reaksiyonlar sergiledi ki, filmi izlerken hangi yılda çekildiğini bilmesem acaba gerçekten kendisi mi yaşamış bu olayı diye düşünürdüm.

Fazla spoilera girmeden Ayşe Teyze’nin büyük bir pişmanlık çektiği gençliğine gidelim. Göç sırasında ailesinden yalnızca Niko adında bir erkek kardeşi sağ kalmıştır. Niko ile beraber Mersin’e geldiklerinde bir Türk aile ikisini evlat edinmiştir. Niko benim ne olduğunu anlamadığım bir şekilde onların yanından ayrılmış. Bir de Ayşe Teyze’nin evlatlık gittiği evde Selma adında çok sevdiği bir ablası olmuş. Yaşları ilerleyince Selma ablasıyla birlikte Karadeniz’de Ayşe’nin gençliğinde kaldığı evi satın almış. Sanırım o eve hiç dokunmayıp yakınında başka bir evde oturmaya başlamışlar. Selma ablası ani bir hastalıkla ölünce de Ayşe Teyze geçmişiyle hesaplaşmaya gidip psikolojik buhrana düşüyor. Kardeşi Niko’yu aramak için yollara düşüyor.

Devam edersem artık spoilera girer burada kesmek zorundayım fakat bu konuda izlediğim en çarpıcı filmlerden diyebilirim. Filmin oyuncu kadrosunda köy halkından da insanlar bulunuyor. Çok doğal bir film. Hatta bazı sahnelerdeki ses kalitesi itibariyle biraz fazla doğal diyebilirim. Bu arada Ayşe Teyze’yle araları çok iyi olan bir ufaklık da filme renk katmış. Ayrıca Karadeniz’in eşsiz manzarasını ve doğasını da yaşayabiliyorsunuz. Benim için 10 üzerinden 8.5 rahatlıkla alabilecek bir film. İyi seyirler dilerim.