Önce müziğimizi açalım. Ve hadi okuyalım.
 
Hayat güzel gök mavi, çimenler yeşil. Güzel ılık bir rüzgar da esiyor haliyle uyku kaçınılmaz. Bu arada siz uyurken neler oldu neler.
 
Herkes iyi çocuk oldu,gördü şirinleri, gözlüklü şirin, şirine ile evlendi,çocukları oldu.Süslü şirin aynasını kırdı, inzivaya çekildi. Şirin baba saçını sakalını siyaha boyattı, Müslüm baba oldu.
 
Tom ve Jerry kardeş çıktı. Pepe okula başladı. Cedric 10 yaşına bastı. Çakal kendi kurduğu tuzağa yakalandı ve öldü. Keloğlan saç uzattı rap yaptı.
 
Winx Clup kızları bütünlemeye kaldı.Yedi cüceler boylandı. Uyuyan güzel prens gelene kadar sıkılıp kalktı. Rapunzel modaya uyayım derken kazıttı saçlarını.
 
Kırmızı başlıklı kız rengarenk giyindi.
 
Kül kedisi üvey annesini öldürmekten müebbet yedi. Şimdi mahkumlara hergün kek yapıyor. Üç silahşörler savaşmaktan vazgeçip dansa başladı. Bugs Bunny havuç yemeyi bıraktı.
 
Temel Reis ıspanağı bıraktı “böyle kas olmaz” deyip spora yazıldı. Ali Baba cinnet geçirip tüm çiftliği yaktı. Avarel daltonaları bıraktı, tövbe edip hacca gitti.
 
Tamam tamam rüya bitti uyanın. Ya masallar böyle olsaydı. Yine sevilir miydi acaba. Ben halen masal okuyorum ve çizgi filmleri izliyorum. Gerçek hayattan daha saf daha güzel konular var.
 
Tabi büyümenin verdiği şeyler de var. Mesela arada bir Tom ve Jerry’i izlerken sinirleniyorum Jerry’e veya ne bilim çakalın efsane buluşlarına rağmen hep kaybediyor olması üzüyor beni.
 
Demem o ki iyiki bu kadar ciddi hayatımıza rağmen, ayarı kaçırtan masallar var.