Afyonu patlamamak deyimini günlük hayatımızda çokça duyduk. Duymaya da devam ediyoruz şartlar neticesinde. Peki nereden geliyor bu “afyonu patlamamak” deyimi? Öncelikle afyon bitkisinin özelliğinden bahsedelim.

Türk Dil Kurumu afyonu “Olgunlaşmamış haşhaş kapsüllerine yapılan çiziklerden sızan, güçlü bir zehir olmakla birlikte içinde morfin, kodein vb. uyuşturucular bulunan madde” diye tanımlar. Afyonun çeşitli alınma şekilleri vardır. Yutmak, çiğnemek veya sigara ile içilebilen afyon başlangıçta mutluluk verirken daha sonraları olumsuz etkiler göstermeye başlar. Fazla ölçüde alındığında koma ve ölüme kadar götürebilir.

afyon

Afyon Bitkisi

Peki nasıl patlar bu afyon? Bitkinin şekliyle mi ilgisi vardır? Elimize alıp pat diye mi patlatıyoruz? Önceleri benim de hiçbir fikrim olmayan bu deyimin hikayesi Osmanlı’ya kadar dayanıyor. İskender Pala İki Dirhem Bir Çekirdek’te bunu şöyle anlatır:

“Eski tiryakiler, ramazanda afyonu macun haline getirir ve mercimek büyüklüğünde toplar yapıp her sahurda iki üç tane yutarlarmış. Ancak her bir macunu sırasıyla bir, iki, üç kat kâğıtlara sarmayı da ihmal etmezlermiş. Böylece kâğıt, mide öz suyunda eriyince macun midede dağılır ve birkaç saatliğine keyif devam edermiş. Tabiî iki kat kâğıda sarılan macun, birkaç saat sonra, üç kat kâğıda sarılı macun da onu takiben kana karışınca tiryaki iftara kadar rahat etmiş oluverir. Ancak bu planın yolunda gitmediği, afyonun kâğıdının zor parelendiği yahut kana karışması geciktiği durumlarda tiryaki krizlere girer ve dış dünyadan âdeta kopar. Afyonu patlayıp kana karışasıya kadar farklı tepkiler verir.”

Orucun geçerliliğini tartışmak alimlere ait olsun, müptela olmanın meydana getirdiği hareket oldukça şaşırmama sebep oldu. Bu insanlar genellikle yaşlı olduklarından da çevreye bir zararlarının olmadığı söylenir. Bu yöntemi bulduklarına göre de oldukça düşünen insanlar olmalılar.

esrar2İşte eskilerin bulduğu bu yöntem neticesinde değişik davranışlarda bulunan, özellikle de uyku mahmurluğunu üstünden atamamış insanlar için afyonu patlamamış deyimi kullanılır. Zeka ürünü olan bu davranış günümüze kadar gelip kalıplaşarak bu şekilde deyim halini alır.