Adam, kadını bir daha görmek istemediğini söylemek için gelmişti. Kadın ise binbir güzel düşünceler baş ucunda, gözlerindeki pırıltı ile gelmişti adamın yanına.

Adam konuşmaya başladı. Ne kadar kötü, işe yaramaz sözler varsa hepsinden bahsetti. Kadının pırıltı ile dolu gözleri artık ıslaktı. Hayalleri bir bir gözyaşlarına karışmış, artık kayıp gidiyordu kendinden. Sadece adamın gözlerine bakabildi kadın. Başka birşey yapamadı.”Seni Seviyorum Adam!” diyemedi. İşte o gün kadın aşka kapılarını kapatırken, adam keyif sigarası ile yeni heyecanlara yelken açtı…

Ağlayarak uyudu kadın. Tuhaf bir güne, tuhaf hislerle uyandı yine. Uyandı dediysem lafın gelişi, ruhu hala onunla uyuyordu. Ellerinde onun izi, Burnunun ucunda onun kokusu, O yoksa hayali vardı göz kapaklarının altında kadının. Gözlerini kapatsa da vardı, açsa da vardı. İstediği kadar gidebilir, istediği kadar gelmeyebilirdi. Ne de olsa sevmiyordu ki! Arada bir umrundaymış gibi davranıyordu o kadar.

Hayat bazen ne garip. Varsın, ama yoksun. Yaşıyorsun, ama ölüsün!…